GURBETÇİNİN GÜNLÜĞÜ / M. Mumcu

GURBETÇİNİN GÜNLÜĞÜ / M. Mumcu

Bu sitede Mustafa Mumcu hakkında bilgiler, resimler haricinde, http://mustafamumcu.com Milliyet Blog ve yazarder.org sitelerinde yazdığı makaleler bulunmaktadır. Ayrıca paylaşıma açık herkesin faydalanabileceği resimler ve bilgiler mevcuttur. Makalelerim asla kopya edilemez. Paylaşıma açık bilgileri ve resimleri izinsiz kullanabilirsiniz. (Mustafa Mumcu)

Pavyon Hayatı Nasıldır?

5/3/2008
Kategori: Makalelerim

  Pavyon Hayatı Nasıldır?

 

Star TV’de “Armağan Çağlayan’la Bugün” programını izliyorum. Konuklarından birisi de Mustafa KESER. Bilmem tanımayanınız var mı? Hani elinde oyalı mendille, TV kanallarında istek üzerine repertuvarından şarkılar okur. Alaylı ama; konservatuvar mezunu müzisyenleri bile beğenmez, hele Bülent Ersoy’a her fırsatta gönderme yapar.

 

Bu yazımda Mustafa Keser’i analiz etmeyeceğim. Yalnız Armağan Çağlayan’ın,

 

“- Siz pavyonlarda şarkı söyleyerek işe başlamışsınız, doğru mu? Pavyon hayatı nasıldır?” sorusuna verdiği cevap tam gerçekleri yansıtmıyor. Yazımın konusu bu cevaptan doğdu. Şöyle dedi;

“- Pavyonlar da gazino gibidir. Bir pavyonda şarkı söylemek ile Maksim’de şarkı söylemek arasında bir fark yoktur. Sadece pavyonlarda konsomatris, yani müşterinin masasına giden kadınlar vardır. Müzik ve kalite değişmez, ailece gelenler çoktur.”

 

 

Yapmayın Mustafa KESER, etmeyin! Hiç pavyona gitmemiş kimseleri de yanlış bilgilendirmeyin.

 

Almanya’da “Animierlokal” denilen gece kulüpleri vardır. Bizdeki pavyonlara benzerler ama çoğunda canlı müzik yoktur. Konsomasyon yapan kadınlar genelde güzeldir. Lokal biraz pahalıdır ama fiyat listesi masadadır, kelle koparmazlar. Kadınlar masada müşterilerinle rahatça flört eder, öpüşüp, koklaşırlar. Yani sadece müşteriyi kazıklamak üzerine kurulmamıştır düzen.

 

Türkiye’deki pavyonlar genelde müşteriyi kazıklamak üzerine çalışırlar. Müşteri, içeri adım atmadan kapıdaki gözcünün (erkete) sahte samimi selamıyla karşılanır, hatta içeri girinceye kadar refakat eder bu adam müşterilere.
İçeri girilince de,

- Abilerime güzel bir masa ver, servis de iyi olsun! der. Eliyle gözüyle de müşterinin durumunu anlatır birkaç saniye’de. Arabasını görmüştür, dışarıda müşterilerin kendi aralarında konuşmalarını dinlemiştir vs. “Abiler  düdüklenmeye müsait, başlarına çuval geçirin!” anlamındadır bu işaret. Zaten aklı başında, macera aramayan, mantıklı insanlar gitmezler genelde pavyona.  

 

Buralara gidenler çoğunlukla evlerinde huzur bulamayıp bile bile lades dedirtme heveslileri olabilir. Konsomatrisin sadece para kapmak için de olsa dertlerini dinlemesinden memnun olacaktır adam. Bu arada da gayet dekolte giyinmiş konsomatristin orasına burasına dokunacak, rahatlayacak. Kadınlar da her dokundurtmaya bir içecek isteyecek kadar eğitimlidirler. Nakit para alamazlar. Zira her köşeden izlenirler. İşaret alırlar. Başgarson, “Hadi artık uzatma muhabbeti, şampanyayı kovaya boşalt, keriz uyuyor, öteki şişeyi ısmarlat!” işaretleri yaparlar kadına. Şampanya dedikleri de en ucuz ve kalitesiz köpüklü şaraptır.

Bazı gençler de biriktirdikleri harçlıklarıyla birer bira içip içerideki havayı kolaçan etmek için girerler. Hepsi birer bira ısmarlayıp müzik dinlemeye, kadınlarla işaretleşmeye başlarlar. Ama hiçbir kadını masalarına çağıramazlar, zira onlara içki ısmarlamaları gerektiğini bir şekilde bilirler. Önlerindeki bira bir türlü bitmez. Yudum yudum içerler. Taa ki, garson başlarına dikilip “Birader ben birer bira daha getiriyorum” diye posta koyuncaya kadar. O zaman kalkıp giderler.

 

Masadaki kadın veya kadınlar loş ışıklarda, makyajın da etkisiyle güzel görünümlüdürler. Erkek de evde dırdırdan, vırvırdan bıkmışsa anlatır artık aklına geleni. Bu arada konsomatrise aşık olup da servetini ona yedirenler vardır tabii. Her akşam gelir pavyona. Maksadı kadını görmek, etraftaki diğer kadınlara ve çalışanlara da hava atarak kendi iç huzurunu yakalayıp mutlu olmaktır. Hatta aile efradı dışındaki tanıdıklarına da pavyonda dostu olduğunu söyleyerek hava atar. Pavyonda çalışan bazı kadınlar gündüzleri de dostlarının işyerlerine gelerek ona ihtiyaçlarını karşılatırlar. O da dost ya, dükkanı bile kapatır gider kadınla, istediklerini alır. “Param yok, akşam eve giderken çoluk çocuğuma yiyecek, içecek alacağım.” diyemez, utanır. Ama eve eli boş gitmekten utanmaz. gerekirse eşini, çocuklarını azarlar ve onlara şiddet uygular.

 

Pavyonda çalışan kadınların tek amaçları ise, sahte dostluk gösterisiyle adama bol miktarda içki ısmarlatıp, oradan komisyon kapmaktır. Hatta bazen adamlarla randevulaşır ve “tamam ben seni köşede bekliyorum gidip hemen üstümü değişeyim!” derler.

Adam dışarı çıktığında köşe kapmaca oynar. “Allahım n’olur yardım et! Kafam biraz kıyak da… Hangi köşede bekleyecekti bu marı ya! Manasını şettiğimin marısı bu köşede de yok!” diye ararken köşenin birinde beklemeye koyulup, oracıkta sızanlar da çoktur.

Bu pavyonlara hiçbir şekilde aile gelmediği gibi yolunu şaşırmamışsa, çalışanların dışında kadın da gelmez. Müşterilerin hepsi erkektir. Haaa… arada bir sosyetik takılıp merak eden kadınlar veya turist kadınlar vardır. Bunlar kaideyi bozmayan istisnalardır.

Yani Mustafa Keser Bey pavyonda sadece erkeklere ve orada çalışan konsomatrislere söyler şarkılarını. Ama dinlerler mi dikkatle? Orası meçhul. Erkekler dert anlatır, hava atarlar, kadınların orasına burasaına şaka ile karışık veya aşk ilan ederek dokunmakla meşguldürler. Zaten “Battı balık yan gider!” tipinde şarkı söylenmezse dinleyecek halde değillerdir. Cepler yavaş yavaş boşalmakta, dertler dolmaktadır.

 

Türkiye’deki pavyonlarda genellikle içkinin en ucuzu, en sahtesi en pahalı bir şekilde satılmaktadır. Coca Colayı bile su ile karıştırabilirler. Kadınlara getirilen içkiler de özeldir. Sarhoş olmamaları, bol içki içip hasılat yaptırmaları için de köpüklü şaraplarını çubukla iyice karıştırarak gazın kaçmasını alkolün azalmasını sağlarlar. Viski kolaları da sadece koladır.

 

Armağan Çağlayan gibi çok sevip değer verdiğim, becerikli bir TV sunucusu ve yapımcısının bile pavyon hayatını bilmediğini söylemesi üzerine bu yazıyı yazdım. Başka merak edenler de varsa en azından bir şeyler öğrenmişlerdir. Bu blogdan sonra da birkaç pavyon anımı anlatıp okuyanları güldürerek düşündürmek istiyorum.

Mustafa Mumcu, 05 Mart 2008  Saat: 06:20

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
4 yorum yazilmistir

2008-03-12 01:51:30 - Yorumunuza cevabım

Yazan: Mustafa Mumcu
Zeynep Hanım ben her türlü eleştiriye açık bir insanım. Ama eleştiri ile karşımızdakine hakaret ayrı şeylerdir tabii. Beni biraz ılımlı eleştirseydiniz, benim cevabım da ılımlı olurdu. Bilhassa tanımadığım kimselerin bana hakaret etmelerine asla izin vermem. Bakın yorumunuzun sansür yapmadan yayınlanmasını onaylamışsam, yorum yapanın da her aklına geleni değil de biraz düşündükten sonra yorum yapması, beni üzmemesi gerekir. Haksız mıyım? Ülkemi ve gençlerimizi çok seviyorum. Şimdiye kadar bütün politikacıların bu güzel ülkeye yeterince hizmet veremediğini düşündüğüm için üzgünüm. Ülkemin sorunlarına sırtımı değil, yüzümü dönüyorum. ADAM SENDE düşüncesinde değilim. Yurt dışındaki vatandaşlarımıza da hak ettikleri ilginin gösterilmediğini düşünüyorum.
27 yıllık Almanya yaşantısından sonra ülkeme döndüm. 13 yıldır ekonomik kriz görmekten bıktım. İş yapamıyorum. Genellikle üçkâğıtçı, kaba kuvvete baş vuran, kural tanımayan, tarikatçı vs insanların işleri düzgün. Hemşehrilik adı altında ırkçılık var. Benim eleştirilerim genelde yapıcıdır ve ülkemi sevmemden kaynaklanmaktadır. Gıcık olunacak bir insan değilim.
Sizin yorumunuz tabii ki ben üzdü ama sizi de biraz olsun üzdüğünü gördüm. Konu benim için kapanmıştır. Özür dileme nezaketini gösterdiğiniz için de teşekkür ederim.
Saygı ve sevgilerimle.

Bağlanti :: ::

2008-03-11 20:05:44 - haklisin

Yazan: zeynep
öle mertsen karsima cik olaylari felan olmuyor...
ben senin yazdiklarini okudum düsüncemi söledim ki ben seni sahsi olarak almadim aslinda yazi uslübümde tam oturmamis olabilir gencligime ver
ama sen bu tür seylerle karsilastigin zaman bence bunlarada acik olman gerekmez mi??
dogrusunu sölemek gerekirse yorumu yazdiktan sonra sayfada biraz daha dolandim ve ilgimi ceken seyler yazmistin aslinda pisman olmustum ama gönderdim bi kere
yorumu gelirse yazarim geri demistim ama bu kadar sert beklemiyordum
ben haddim olmayarak --yazilarin tartisilir--- ama seni kirdiysam özür dilerim
Bağlanti :: ::

2008-03-09 21:07:56 - Mertlik bu mu?

Yazan: Mustafa Mumcu
Ben her şeyiyle saydam bir şekilde karşındayım. Sen sadece isminle bana hakaret ediyorsun. Beni eleştirdiğin konuda çelişkiye düşmüşsün. Mertsen adres ver karşılıklı yazışalım, wenn du willst auch in deutscher Sprache. Mir macht's nicht aus. Aber du sollst ehrlich sein. Provokatör müsün?
Bağlanti :: ::

2008-03-09 20:59:07 - cok hosh

Yazan: zeynep
senin yazilarini sonuna kadar okuyabilmek icin baya bi zorlandim
milleti yerden yere vurmak suna buna dalasmak seni ii bir yazici yapmiyo bence
ayrica sen ne yapiyosun cidden?? benim bi fikrim yok
siteye gireli ben dakika oldu olmadi hakkim olarak yada olmayarak önemli degil gicik oldum. bin bir elestiri yapan kisilerin asil hayatlari ortaya atilsa bence kimseye yüklenmeye gerek kalmaz, herkez kendisiyle ugrasirdi
Türkiyede onu gördüm bunu biliyorum degil sunu yaptim bunu yaptim insanlari gerek, yapici
zaten simdi basbakan felan seni yazini okuyupta cok üzülmüstür)) kesinnnn
na ja das leben schlägt immer weiter
Bağlanti :: ::

« Önceki - Sonraki »